Norveç milli bayramı 17 Mayıs’ın düşündürdükleri

0

Gülay Kutal (Oslo Eyalet Meclisi Milletvikili)

Norveç’in milli marşı “Evet, biz bu ülkeyi seviyoruz!” sözleriyle başlıyor. Norveç’in ilk özgür, temel ilkeleri de halkın egemenliği, güçler ayrılığı ve insan hakları olan anayasasının kabul edildiği 17 Mayıs bir bayram günü olarak kutlanıyor. Oslo’da 17 Mayıslarda on binlerce insan sokaklara dökülüp, beraberliği, kardeşliği, özgürlüğü ve bunun garantisi olan demokrasiyi kutluyor. Aslında kutladıkları, özgür bir toplumu yaratan, barış içinde yaşamayı beceren kendileri.

Ya biz neyi seviyoruz Türkiye’de? Bir büyük kutuplaşmanın içinde olduğumuz bu günlerde, yine de hepimizin ortak olarak yarattığımız bir şeyi, bir yanımızı kutlamayı birlikte istememiz düşünülebilir mi?

Kutuplaşmış Türkiye insanının çıkış yolu, uzlaşma zemini, mutabakat tutkalı, demokrasinin de ön koşulu olan en temel değer, “saygı” olabilir mi? AKP’li, CHP’li, HDP’li, sağcı, solcu, dinci, dinsiz, laik, türk, kürt, alevi… sadece ve sadece “saygı” konusunda anlaşabilir miyiz? Karşısındakinin inancına, düşüncesine, yaptığı iş yoluyla topluma kattıklarına, farklılığına, inanç ve düşüncelerini dile getirme hakkına saygı.

Norveç’e demokratik bir ülke diyorsak, bu tam da değişik siyasi görüşlerce benimsenen değerlerin, birbirine ne kadar zıt olursa olsun, demokratik ve saygılı bir ortamda özgürce benimsenebilip savunulabilmesindendir. Norveç’te dindarı da solcusu da demokratik bir şekilde davranır. Demokrasi çoğunluğun içine sindirdiği bir kültür, bir duruş, bir davranış biçimidir. Alman işgalinden bu yana, son 70 yıldır özgürlük günü 17 Mayıs’ın tanklarla ve askerlerle değil, balon ve dondurmalarla kutlanmasının temelinde yatan şey de, kutlananın beraberlik, özgürlük ve demokrasi olmasıdır.

Norveç toplumu gibi bir toplumu Türkiye toplumu için de, Norveç insanının duyduğu kıvancı Türkiye insani için de özlüyorsak ortak paydamız, mutabakatımız, toplumsal tutkalımız saygı, özgürlük ve demokrasi olmalıdır. Politik irade de bunların tökezleyeni değil, güvencesi olmalıdır. Bundan gayri isteyen istediğini sevebilir, istediği kadar kutuplaşabilir.

Başka çare yok. Bizler, Türkiye’nin bireyleri olarak aramızda politikacı ve liderlerden bağımsız, kanunlarla belirlenemeyecek toplumsal bir sözleşme yaratmak zorundayız. Ana maddesi saygı, ana hedefi de demokrasi olan bir sözleşme!

O zaman biz de kardeşlik bayramlari kutlayabiliriz birlikte.

 

Share.

About Author

Ünsal Turan

Gazeteciliğe öğrencilik hayatında 1968 yılında başladı. Askerliğini tamamladıktan sonra Danimarka'ya yerleşti. Sırasıyla, Günaydın, Cumhuriyet gazeteleri ve Türk Haberler Ajansı'nın Kopenhag temsilciliklerini yaptı. İki yıl (1989-1990) Türkiye'de bakan başdanışmanlığı yaptı.1984 yılında Rahmetli Çetin Emeç'in teklifi üzerine Hürriyet'e yazmaya başladı. O tarihten sonra Hürriyet, Doğan Haber Ajansı (DHA) İskandinav ülkeleri temsilcisi olarak çalıştı. Kraliyet ve parlamento muhabiri olarak çalışıyor. Ayrıca İsveç ve Danimarka kraliyet ailesi mensuplarına danışmanlık yaptı.

Leave A Reply